Küçücük elleriyle dokundu hayata, oyuncakları olmadıgı gibi şimdi annesini de kaybetmişti. Bir daha gelmeyecek demişti ablası, bir daha gelmeyecekti annesi. Mahkum olduğu hayatı kendi seçmemişti. Hep oyuncakları olsun isterdi, mahallede oynadığı cocuklarin oyuncaklarına benzer birkaç plastik oyuncak iste. Kırmızı itfaiye aracı, camına polis çıkartması yapıştırıla mavi bir polis arabası, sarı bir kamyon. O kadar cok istemişti ki belki de annesi o yüzden gitmişti. Annesini feda etmişti elindeki kamyon icin. Hasan babasının o kamyonu kendisine annesi olduğu icin aldığını bilmiyordu o zamanlar, o kamyon geldigi icin annesinin gittiğini düşünüyordu, herkes annesinin ani vedası yuzunden Hasan'ın o kamyona elini bile surmedigini düşünürken Hasan kamyona dokunmazsa annesinin geri gelecegini dusunuyordu yalnızca, cok üzmüştü annesini, neden diğer cocuklarının annesi gibi her istediğini almıyor diye. İste şimdi kamyonu vardı ama annesi yoktu. Annesini üzdüğü icin gitmişti annesi, ölüm ne demek bilmiyordu, gerçi babasına sorsa o da bilmiyordu ya o ayrı. Ölüm soğuktu babası icin, soğuk bir yatak, soğuk bir ev demekti eşini kaybettikten sonra Hasan icin ise ölüm elindeki sarı kamyonla esdegerdi, kamyonu geri verip annesini alabileceği bir uzak şehirdi ölüm. İşaret parmagiyla naylon Posetteki kamyonu itti kimse görmeden. Bir taraftan da dişlerini alt dudağına degdirerek "vin vin" diye ses çıkartmıştı. Ablasının kolları altında herkesin neden ağladığını bilmeden sarı kamyon ve annesi arasindKi bağlantıyı çözmeye calisiyordu. Hergün arkadaşlarının oyuncaklarına uzaktan baktıgi. O güzelim kamyonlardan birine sahipti şimdi. Hayatın adil olmadıgını ilk ozaman anlamıştı. Sarı kamyona karşılık annesi. Hayat o günden sonra da cok bonkor olmadı Hasan'a. Kader demişti oturan boğa, oturan boğa kelimesini ilk duyduğunda karnını tuta tuta gülmüştü. Abisi orhan şişman mi şişman bbir kadın icin soylemisti bu kelimeyi. abisine ne demek diye sorduğunda kızılderililerin hayatına dair inanılmaz bir hikaye dinlemişti abisinden, o yüzden unutmuyordu bu kelimeyi, oysaki mahalledeki cocuklardan duydugu küfürleri bile hatırlamakta zorlanırdi cogu zaman, ama şimdi yanında oturan o şişman kadını görünce oturan boga diye gecirmisti icinden ve gülmeden edememişti, ablası hasanin yuzune bakarak ne kadar masum olduğunu düşünmüştü Hasan gulerken. Hasan kendisi secmemisti hayatını, seçme şansı olsa hem annesini hem de bir sürü güzel oyuncagi bir arada olsun isterdi. Ama Hasan secmemisti iste, hapsoldugu hayat onun hayatı degildi, ne yediği ne giydiği, hangi okula gittiği hatta düşünce sekli, hiçbiri kendi insiyatifinde degildi, hapsedildigi hayat icinde bir Hasan oluşuyordu. secimlerinin ailesinin secimleri olduğu bir garip küçük insan iste. Oturan boğa Hasan'ın saclarını oksarken Hasan'ın aklına bitlendigi gün gelmişti, annesi saclarını ispirtolamisti, bit temizleme eylemi hasanincok hosuna gitmiş ama gür saclarinin pek de uzun olmaması nedeniyle bit isyanı çabucak bastirilmisti, babasına kalsa berbere götürüp 3 numaraya vurduracKti ya hasaniin saclarını ama annesi oğlunun bukleler oluşturan saclarına kıyamamış böylece hasan icin bit istilası eğlenceli bir sekilde bastirilmisti. Şimdi ise oturan boğa bir taraftan Hasan'ın saclarını okşuyor bir taraftan iç çekerek vah zavallı yavrum, kader iste diyordu. Hasanın ablası oturan boğaya içten ice sınır olmaya başlamıştı, oysa neden sevildiğini anlamayan Hasan'ın durumdan bir şikayeti yoktu. Hafiz teyzenin gelisiyle birlikte orhan Gozuktu kapıda, kiz kardeşini çağırıyordu yanına, küçük bir konuşmadan sonra Hasan abisinin kendisine seslendigini duydu.
- gel bakalım ufaklik, biz kamyonumuzla biraz oynayalım,
Hasan kamyonu bilerek almadı yanına, paketini acmak istemiyordu, yalnızca annesini görmek istiyordu ama ne zaman. Ablasına ne zaman sorsa annemiz bir daha geri gelmeyecek yanıtını alıyordu. Ama bu cevap Hasan'ı tatmin etiyordu, oysa daha kamyona karşılık annesini geri istediğine iliskin teklifini bile duymamıştı ablası, nasıl bu kadar emin konuşuyordu. Hasan. Abisinin kucağına atladı, ablası sarı kamyonu Abi'sinin eline tutusturdu bu arada.
- ee ne yapmak istersin bakalım akıllı bidik
Ben annemi istiyorum dedi Hasan, hem acıkmış hem de usumustu, Ocak ayıydi. Annesi olsa coktan gür gür yanıyor olurdu soba ama kimse umursamiyordu nedense.